<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>iyiyaşamnedir &#8211; Eda Öztürk Azaklı</title>
	<atom:link href="https://www.edaazakli.com/etiket/iyiyasamnedir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.edaazakli.com</link>
	<description>Koçluk &#38; Kişisel Gelişim</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Jan 2021 11:59:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.2</generator>

<image>
	<url>https://www.edaazakli.com/wp-content/uploads/2020/07/favicon.png</url>
	<title>iyiyaşamnedir &#8211; Eda Öztürk Azaklı</title>
	<link>https://www.edaazakli.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Sınav&#8221; maratonu başlarken</title>
		<link>https://www.edaazakli.com/sinav-maratonu-baslarken/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Öztürk Azaklı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Aug 2019 12:02:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>
		<category><![CDATA[edatag]]></category>
		<category><![CDATA[esneklik]]></category>
		<category><![CDATA[güçleriniparlat]]></category>
		<category><![CDATA[iyiyaşamnedir]]></category>
		<category><![CDATA[lgs2020]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenmek]]></category>
		<category><![CDATA[sevgidili]]></category>
		<category><![CDATA[sınav]]></category>
		<category><![CDATA[yılmazlık]]></category>
		<category><![CDATA[yks2020]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://edaazakli.com/?p=443</guid>

					<description><![CDATA[Bayram tatili sonrası birçok okul ve eğitim merkezinde 8. ve 12. Sınıflar, yani sınava hazırlık sınıfları için eğitim başladı. Binlerce]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bayram tatili sonrası birçok okul ve eğitim merkezinde 8. ve 12. Sınıflar, yani sınava hazırlık sınıfları için eğitim başladı. Binlerce öğrenci için okul sezonu açılmış oldu. Bu da çok, hem de çok yoğun bir temponun başlaması demek.</p>



<p>En iyilerde okumak isteyen iddialı adayların sınava kadar minimum XX bin soru çözmesi gerektiği söyleniyor. Piyasadaki hemen her yayından soru çözmeleri gerekiyor ki farklı soru tiplerine alışsınlar. Bir de tabi yine sistem değişti, yeni sisteme adapte olabilmiş yayınları seçmek gerekiyor. Ulusal denemelere ve uluslararası norm sınavlara düzenli olarak girip, kendilerini göreceli olarak test etmeleri gerekiyor. Ha bir de bunları hiç aksatmadan günlük bir düzende yapmaları çok önemli.</p>



<p>Bu liste malum oldukça kabarık ve bu işin memlekette uzmanı çok. “Kazanmak” için yapılacakları onlardan zaten dinliyorsunuz. Ve çocuğunuzu da bu listeler peşinde dört nala koşturacaksınız. İsteyerek veya istemeden, onaylayarak veya mecburen ama sonuç pek değişmeyecek. Ve tüm bu koşturmalara rağmen yine de çokları kazanamayacak. Ya hiç kazanamayacak, ya da istediği yeri kazanamayacak.</p>



<p>2012’ den itibaren uygulanmaya başlayan 4+4+4 eğitim yasası ile okula başlayanlar, 2019-2020 öğretim yılında 8. Sınıfta okuyacaklar. Hatırlarsınız, 66 ayını dolduran çocuklara 1. sınıf zorunluluğu gelmişti. “Yetersizdir” raporu alarak kurtulanlar hariç, okula başlayan binlerce minik bu sene sınava katılımı nerdeyse %50 artıracak. Anlayacağınız rakip çok!!!</p>



<p>Ben bugün kazanırken/ kazanamazken gençlere ve bize neler oluyor onlardan bahsetmek istiyorum.</p>



<p>“<span style="text-decoration: underline;">Öğrenmek</span>” zaten eğitim sistemimizce desteklenmiyor, her ne kadar soru stillerini değiştirmiş olsalar dahi, bu dönem yine bayağı geride kalacak. “<span style="text-decoration: underline;">Merak</span>” aman haa!! Onun için vakit yok. Onların yerini ezberlemek alıyor, alışılması gereken soru formatları ve bolca pratik.</p>



<p>“<span style="text-decoration: underline;">Hata</span>” yapmak büyük günah, halbuki öğrenmenin tek yoluydu yanılmak ama hedef öğrenmek olmayınca hataya da yer kalmıyor.</p>



<p>“<span style="text-decoration: underline;">Duygu</span>” lara da zamanımız yok maalesef. Kendi duygusuna bakamayan, arkadaşınınkine nasıl bakacak. Zaten de bakmasın, empati pek hoş olmaz, malum yanında oturan arkadaşı aynı zamanda rakibi. </p>



<p>Çalışmak, çalışmak, çalışmak dışında neler ön plana çıkıyor; planlama, zaman yönetimi, odaklanma, kaygı yönetimi. Bunlar çok kıymetli yetkinlikler, her bireyin mutlaka geliştirmesi gereken kaslar. Ancak yeterli motivasyon olmadan, kendini sevmeye, şefkate vakit olmadan bu alışkanlıkları edinmek mümkün mü?</p>



<p>“<span style="text-decoration: underline;">Esneklik</span>” ve “<span style="text-decoration: underline;">Yılmazlık</span>” aslında bu süreçte gençlerin en büyük ihtiyacı. Çünkü koca bir yıl, frene basamadan, yüksek tempoda koşmak zorundalar. Elbette ki tökezleyecekler, düşecekler. Ayağa kalkmaları, koşmaya devam etmeleri gerekiyor. Çünkü sadece vazgeçmeyenler kazanacak. Bunu okullar, öğretmenler, anne-babalar herkes biliyor, söylüyor. Sosyal medyada etkileyici alıntılar kol geziyor, farkındalık yüksek. Peki bu konuda ne yapılıyor? O beklenen düşüşler yaşandığında, motivasyon azalıp dağılmalar başladığında kim el uzatacak, kim omuz verecek? Çünkü emin olun ki o gün gelecek. O yoğun tempo bir yerde anlamsız gelecek, çocuğunuz boşlukta kalacak. Kötü geçen bir deneme sınavından sonra eksik hissedecek, içerisinde -asla yetişemeyeceksin- diyenin sesi yükselecek, yorulacak, sıkılacak. Korkudan ödü patlayacak ve bunu bambaşka şekillerde gösterecek.</p>



<p>Eda sen de verdin veriştirdin, içimizi kararttın, e ne yapacağız biz o zaman diyorsunuz biliyorum. Bu durumu <strong>KABUL EDEREK</strong> başlayabilirsiniz mesela. Çocuğunuza; bunun zor bir dönem olacağını ve bu zorlu yolda her zaman onun yanında olacağınızı söyleyerek başlayabilirsiniz. Söylemek yetmez tabii dürüst olun, yani bunu yapın ve her durumda yanında olun lütfen. Böylece yalnız hissetmesini bir nebze engellemek mümkün olur.</p>



<p>Bir yandan da onu izleyin, duygu değişimlerini görmeye çalışın. Yargılamayın, arada bir de olsa akıl vermeden, nasihat etmeden, ben olsam …. yapardım demeden, sadece “dinleyin”. Destekleyin, ona güvendiğinizi hissettirin. Yaklaşımlarınız ve kullandığınız iletişim dili ile sınavı bir son değil bir başlangıç olarak görmesine yardım edebilirsiniz.</p>



<p>Anda kalması için fırsatlar yaratmaya çalışın. Arada elinden tutun bir maça götürün, 2 şık gol izlesin, posterlik bir smaç için ayağa fırlasın. Gidemiyorsanız gerekli ortamı yaratın evde izleyin. Sevdiği şarkılarla zıplayabileceği, ayakta izleyebileceğiniz bir konsere götürün. Fırsat yoksa evde çalın, ayaklarınız ağrıyana kadar zıplayın.</p>



<p>Başarıya, mutluluğa giden tek bir yol olmadığını görebilmesi için, ilham veren bir film izleyin birlikte. Sonuç ne olursa olsun, başka bir alternatif olabileceğini bilmek endişelerini azaltabilir. Hatta önerilerinizi bana da yazarsanız çok sevinirim.</p>



<p>Deneme sınavlarından sonra neyi yapamadığını değil, neleri yaptığını sorun önce. Yapabildiklerini öğrenmiş demektir, aynı yöntemle diğerlerini de öğrenebilir.</p>



<p>Hatalarını kutlayın, onlar öğrenmek ve başarmak için tek yoldur</p>



<p>Aman yaa 2 maç-film izledi diye değişecek mi bu kız/oğlan demeyin, şans verin. Zaten değişmesi değil sistemin kirinden pasından arınıp özüne dönmesi gerekiyor.</p>



<p>Tüm bu zorluklar, belirsizlikler içerisinde kesin olan bir şey var. İşler istenildiği gibi gitse de gitmese de siz onu çok seviyor olacaksınız.</p>



<p>Bunu siz biliyorsunuz, ben biliyorum. <strong>Müsaade edin o da bilsin!!</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;AŞK&#8221; ile yap</title>
		<link>https://www.edaazakli.com/ask-ile-yap/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Öztürk Azaklı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Jun 2019 14:08:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[güçleriniparlat]]></category>
		<category><![CDATA[iyiyaşamnedir]]></category>
		<category><![CDATA[tytayt2019]]></category>
		<category><![CDATA[yks2019]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://edaazakli.com/?p=428</guid>

					<description><![CDATA[Bu sabahın erken saatinde çocukları ayrı ayrı gezilere gönderdikten sonra, çocuksuz anne 😊 olmanın keyfini çıkarmaya karar verdim. Can dostlarımdan]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu sabahın erken saatinde çocukları ayrı ayrı gezilere gönderdikten sonra, çocuksuz anne 😊 olmanın keyfini çıkarmaya karar verdim. Can dostlarımdan biri ile terapi tadında bir sohbet eşliğinde Sanatçılar Parkı’ nın efsane parkurunda spor yaptık. Sohbet eşliğinde dediysem öyle hafif bir yürüyüş sanmayın, temposu ile canıma okudu. Sonra o toplantısına yetişirken ben serinlemeye sahile.</p>



<p>Sevebilmek için büyük emekler verdiğim ve artık vazgeçemediğim sade Türk Kahvesini sipariş etmeden önce biraz manzaranın tadını çıkarıyordum. Garsonlardan birini izlemekten kendimi alıkoyamadım. Bir yandan müşterileri ile abartısız bir samimiyet ile ilgilenirken, bir yandan da sürekli bir şeyler yiyor ama nasıl bir keyifli yemek, nasıl bir iştah!! Öyle ağza atılan 1-2 lokmadan bahsetmiyorum. Servisler arasında bayağı bildiğiniz mükellef kahvaltı yaptı sanki😊 Ne yediğini hiç göremedim ama ağzı hep doluydu. Çok önemli de değildi zaten. Asıl olan nasıl yediği, yerken ne hissettiği ve ne hissettirdiği idi.</p>



<p>Öyle özendirdi ki Türk Kahvesi biraz bekledi. Önce simit ve söğüş sipariş ettim.</p>



<p>Düşündüm sonra, ahaaa harika bir pazarlama stratejisi olabilir bu. Diskoların girişinde dans edenler gibi, kafelerin girişinde de iştahla yemek yiyenler.</p>



<p>Ya da işini sevmek bu olsa gerek belki de!!</p>



<p>Gün boyu yemek servis eden birisi yemekten hoşlanmıyor olsa hayatı zindan olurdu herhalde. Çocuklarla çalışan ama çocukları sevmeyen biri olduğunuzu düşünsenize. Hareket etmekten hiç hoşlanmayan bir sporcu ya da kedilere alerjisi olan bir veteriner olsanız mesela. Iııhh düşünmesi bile fena!</p>



<p>İnsan o şekilde tatmin olabilir mi, doyumda bir hayat yaşayabilir mi?</p>



<p>Başarmak, mutlu olmak, keyif almak için sevmek lazım, <strong>AŞK</strong> lazım. Kenan Doğulu’ nun şarkısının mesajı harikaydı bence “Ne yaparsan yap AŞK ile yap/ Ne dediğin değil nasıl dediğin olay…”</p>



<p>Dünyadaki kısıtlı zamanımızda yapılacak yüzlerce iş-meslek, binlerce uğraş var belki. Ne yaptığımız değil, yaparken ne hissettiğimiz, kim olduğumuz olay! <span style="text-decoration: underline;">Maharet <strong>AŞK</strong> ile yapacaklarımızı bulmakta.</span></p>



<p>Hafta sonu TYT-AYT derken gençler yine bir sınavdan geçecek. Son sandıkları bu başlangıcın onlara <strong>AŞK</strong> ile yürüyecekleri yollar açması temennisi ile yazıyorum bu satırları. Her birinin kendilerini gerçekleştirmek için adımlar atması dileği ile…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
