<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Blog &#8211; Eda Öztürk Azaklı</title>
	<atom:link href="https://www.edaazakli.com/kategori/blog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.edaazakli.com</link>
	<description>Koçluk &#38; Kişisel Gelişim</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Dec 2021 07:01:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.2</generator>

<image>
	<url>https://www.edaazakli.com/wp-content/uploads/2020/07/favicon.png</url>
	<title>Blog &#8211; Eda Öztürk Azaklı</title>
	<link>https://www.edaazakli.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Çünkü&#8221; /  &#8220;Ve&#8221;</title>
		<link>https://www.edaazakli.com/cunku-ve/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Öztürk Azaklı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2021 11:11:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edaazakli.com/?p=1200</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Bu sabah Handan&#8217;ı okula bıraktıktan sonra bir de kargo ofisine uğramam gerekiyordu. Önce bir Göktürk klasiği olan “sadece 2 dakika için” arabasını yolu kapatacak şekilde bırakmış birine sinirlendim. Sonra kendi şeridinde beklemek istemediği için benim şeridimden gelmeye çalışan 2 arabaya söylendim. Baktım bölüm canavarına dönüşmek üzereyim, çektim kenara indim arabadan, şöyle derin bir nefes aldım veeee aklıma geldi.</p>
<p>Ne zamandı hatırlamıyorum, Seth Godin’in bir yazısında okumuştum. Hissettiklerimizi doğru okuyabilmek için “ÇÜNKÜ” ile “VE” bakış açısı kıyaslanmıştı…</p>
<p>Oradan yola çıkarak durumumu düşündüm:</p>
<p>Şu an çok sinirliyim; “ÇÜNKÜ” trafikte kendi hakkına razı olmayan ve benim hakkımı çalmaya çalışan bir sürü saygısız şoför var!</p>
<p>Ya da</p>
<p>Şu an çok sinirliyim; “VE” trafikte kendi hakkına razı olmayan ve benim hakkımı çalmaya çalışan bir sürü saygısız şoför var!</p>
<p>Duygularım ve onları hissetme şeklim, çevremde olup biten bir durum yüzünden mi? Yoksa sadece bir şeyler hissediyorum ve bir durum mu var?</p>
<p>Farkı belirlemenin bir yolu:</p>
<p>Daha önce bu durumda kaldığım ve böyle hissetmediğim oldu mu?</p>
<p>Cevap EVET ise – ki benim için öyle – beni sinirlendiren sadece trafikteki magandalar olmasa gerek.</p>
<ul>
<li>Bu sabah onları nasıl yorumladım?</li>
<li>Tahammül çanağım çok mu dolmuş?</li>
<li>Yatağın sol tarafından mı kalktım?</li>
<li>Hak, hukuk, adalet konuşarındaki yaralarıma tuz mı bastı?</li>
</ul>
<p>Tıpkı bağlaç olan -de eki gibi. Hocam cümleden çıkardığımızda anlam bozulmuyorsa ayrı mı yazıyorduk?</p>
<p>Siz de bölüm canavarına dönüşmek üzere olduğunuzu fark ettiğinizde kendinize sorabilirsiniz, sakinleştiriyor – kesin bilgi!</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rastgele İyilik Hareketi</title>
		<link>https://www.edaazakli.com/rastgele-iyilik-hareketi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Öztürk Azaklı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2021 09:32:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edaazakli.com/?p=1159</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Amerika’da bugünü iyilik yapmayı desteklemek için kutluyorlar – “Random Acts of Kindness Day”</p>
<p>Hocaların Hocası, “iyi” insan #DoganCuceloglu anısına ne güzel denk gelmiş.</p>
<p>İyi niyet göstergesi günü diye çevirilerine rastladım ama burada kritik olan “random” kelimesi bence. İngilizce random kelimesi rastgele – tesadüfi – gelişigüzel anlamlarında kullanılıyor.</p>
<p>Evet iyilik yapacağız, ama bunu rastgele bir zamanda, hatta rastgele bir kişiye yapacağız. Plansız, ajandasız olacak, gelişigüzel yani. Adı üstünde sana da iyiliği yaptığın kişiye de güzel gelecek, iyi gelecek.</p>
<p>Hani “bayram değil seyran değil…” misali</p>
<p>Öylesi bir başka olmuyor mu?</p>
<p>Hiç beklemediğiniz anda gelen <u>dürüst ve içten</u> bir iltifat…</p>
<p>İş arkadaşlarından birinin o sabah ofise elinde sıcacık mis gibi kokan poğaçalarla girmesi – içimden geldi diyerek ikram etmesi…</p>
<p>Yolda düşünceli belki dertli gördüğün birine kardeşim bir derdin mi var? Senin için yapabileceğim birşey var mı? diye sormak… (Babam çok yapar benim, böyle çok insanın hayatına dokunmuştur. İstanbul’da bize başta güvenlik kaygıları ile uzak görünen ama kültürde var olan bir güzelliğimiz.)</p>
<p>Bazen sadece göz göze geldiğiniz için gülümsemek…</p>
<p>Bazen ise sadece dinlemek</p>
<p>Dün öğleden sonra biraz dinleniyordum, çok sevdiğim bir arkadaşım aradı. Yurt dışında yaşıyor, ailesini o kadar özlemiş ki kafayı kırmış gelmiş ziyarete. Gelmişken de aramış sağ olsun. Telefon zaten başlı başına sürpriz oldu. Sohbet tabii ki bu korona yetti gayrı safhasına gelince; aman Eda dedi biz alışık değiliz senden bunları duymaya. Sen hiç olmadı çay demler yine halledersin</p>
<p>İyilik yapmak birine çay ikram etmek ise eğer Efsuncum bu çay sana gelsin</p>
<p>El verirseniz daha çoook uzar bu liste, hatta yazarsanız bizim de içimiz ısınır, bize de iyi gelir.</p>
<p>Hadi biz de bugün iyiliğin peşine takılalım. Hepimize rast gelsin</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kabul Etmek</title>
		<link>https://www.edaazakli.com/olani-oldugu-gibi-kabul-etmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Öztürk Azaklı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2020 10:01:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[beklentiler]]></category>
		<category><![CDATA[cesaret]]></category>
		<category><![CDATA[kabul etmek]]></category>
		<category><![CDATA[odaklanmak]]></category>
		<category><![CDATA[şefkat]]></category>
		<category><![CDATA[yargılamamak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edaazakli.com/?p=1081</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Dün hikayemde 2020 de beni iyileştiren bir şarkıyı beklentilerle ilgili bir not ile paylaşmıştım. Notum şöyle idi:</p>
<p>Şifa: Beklentilerimizi yaşamaya çalışmak yerine yaşayabileceklerimize odaklanmak. Oldurmaya çalışmayın!</p>
<p>Öyle çok yorum ve soru geldi ki kendimi biraz daha anlatmak istedim.</p>

		</div>
	</div>
<div class="vc_row wpb_row vc_inner vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<h2><span style="text-decoration: underline;"><strong>Kabul etmek</strong></span></h2>

		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Özellikle “kabul etmek” tabirini kullanmamıştım. Çünkü kabul etmek; çoğu insanda boyun eğmek, eğilmek, sineye çekmek çağrışımları yaratıyor ve “Olanı olduğu gibi kabul etmek” felsefesini açıklayamıyor. Oysa yargılamadan, isyan etmeden kabul etmek, boyun eğmek ya da kaybetmek değildir. Bilakis cesurca ve şefkatle olanları görebilmektir.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div></div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><span style="text-decoration: underline;"><strong>Beklentiler</strong></span></p>
<p>Öncelikle beklentiler ile başlayayım. Beklenti olmasını beklediğimiz veya gerçekleşmesini umduğumuz her şeydir. Hepimizin bu hayattan büyük beklentileri var. Bazılarının farkındayız, bazılarının farkında dahi değiliz.</p>
<p>Kendimizden beklentilerimiz var öncelikle:</p>
<p>Daha çalışkan, üretken olmalıyım…</p>
<p>Daha çok kazanmalıyım…</p>
<p>Off çok mükemmeliyetçiyim biraz rahatlamalıyım…</p>
<p>İletişim becerilerimi geliştirmeliyim…</p>
<p>Annemi daha çok aramalıyım…</p>
<p>Çocuklarıma daha fazla zaman ayırmalıyım…</p>
<p>Ah bu yalnızlık yetti artık bir partner bulmalıyım…</p>
<p>Karşı taraftan beklentilerimiz var:</p>
<p>Romantik bir ilişkide mesela; daha çok ilgi, daha çok sevgi, hediyeler belki ya da küçük sürprizler ya da belki en basiti daha çok zaman – bana daha çok zaman ayırsın.</p>
<p>Profesyonel yaşamda; terfi etmek, zam almak, pozisyon ya da sektör değiştirmek, daha iyi bir yönetici, daha ehil bir ekiple çalışmak…</p>
<p>Evrenden beklentilerimiz var. Şans!! Bu sene piyango bana çıksa fena da olmaz hani. Yahu bir kere de ben dört ayağımın üstüne düşsem, bir kere de ben zahmetsiz yol alsam, kader bu sefer de benim yüzüme gülse.</p>
<p>Hepsi harika! Hazır yeni yıl dileklerinin havalarda uçuştuğu bu günlerde umarım her okuyanın bahtına en az bir tanesi düşer.</p>
<p>Ben bugün madalyonun diğer yüzünden bahsedeyim.</p>
<p>Bir şeyin olmasını istemek ve bunun için çabalamak ile beklenti içerisinde oldurmaya çalışmak ve zorlamak arasındaki farkı anlatmaya çalışayım.</p>
<p>Her beklenti içinde bir yerlerde korunma isteği vardır. O beklediğim şey gerçekleşmediğinde olacağını varsaydığım negatif durumdan korkmak veya kaçmak.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><strong><u>Nelerden korkuyoruz?</u></strong></p>
<p><strong> </strong>Örnekler ile açıklamak isterim:</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">“Şu sıralar işlerim çok yoğun ama çocuklarıma daha fazla zaman ayırmak istiyorum”</span></p>
<p>Muhtemelen en önemli sebep; onları özlüyorsunuz, onların size olduğu kadar sizin de onlara ihtiyacınız var. Bunun yanında düzgün ebeveyn kriterlerine uymak istiyorsunuz, gelişimlerine katkı yapmak istiyorsunuz. Veee onlarla yeterli zamanı geçirmezseniz olacaklardan korkuyorsunuz</p>
<p>Benden uzaklaşabilirler!</p>
<p>İleride güçlü bağlara dayanan bir anne/baba-çocuk ilişkimiz olmaz!</p>
<p>Hayatlarında olan biteni kaçırırım onları koruyamam!</p>
<p>…..</p>
<p>Burada iki seçeneğiniz var. Birincisi dolu ajandanıza rağmen onlara daha uzun saatler ayırmaya çalışabilirsiniz. Ama bunu yaparken sadece fiziken yanlarında olursunuz, gözünüz bilgisayarda, eliniz telefonda, aklınız işte, siz stres içinde. Muhtemelen sonuç korktuğunuzdan da kötü olacaktır.</p>
<p>Ya da işe günün 24 saat olduğunu kabul ederek başlayabilirsiniz. Dönemsel bir yoğunluğum var, bu dönem geçene ya da ben bunu nasıl yöneteceğimi bulana kadar çocuklarıma daha az zaman ayırabileceğim. O zaman bu az zamanı nasıl daha güzel, eğlenceli hale getiririm. Yanlarında olmasam da bana istedikleri zaman ulaşabilecekleri ortamı nasıl yaratır ve bunu onlara nasıl hissettiririm.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İkinci seçenekte yaşayacağınız tecrübe kurban rolünde pasif bir kabullenme değil, inisiyatif alan cesur bir kabullenmedir. Ve korkularınızı bertaraf edecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“<span style="text-decoration: underline;">Sevgilim/eşim bana yeterince zaman ayırmıyor</span>”</p>
<p>Yine muhtemelen birlikte daha çok vakit geçirmek istemenizin birinci sebebi onunla olmaktan keyif alıyor olmanızdır. Peki korkularınız neler?</p>
<p>Bu durum birbirimizden uzaklaşmamıza sebep olacak!</p>
<p>Doğru dürüst konuşamıyoruz bile birbirimizin hayatından haberimiz yok!</p>
<p>Benimle değilse başkası ile mi birlikte!</p>
<p>Yalnız kalacağım!</p>
<p>….</p>
<p>Aslında hepsi özünde bu ilişkiyi kaybetmek korkusunu anlatıyor.</p>
<p>Oysa ki kaybetmemek adına yapacağınız ısrarlar, sitemler, eleştiriler belki de sizi birbirinizden daha da uzaklaştırarak korkunuzu gerçeğe dönüştürecektir. Onun yerine işe şu sıralar size ayıracağı zamanın kısıtlı olduğunu kabul ederek başlayabilirsiniz. Bu durumda az zamanınızı nasıl daha güzel, daha keyifli geçireceğinize odaklanabilirsiniz. Ona ihtiyacınız olduğu zamanlarda, acil durumlarda iletişim kurmanın yollarını belirlemeye çalışabilirsiniz. Ve kendinizi yalnız hissetmemenin farklı yollarını arayabilirsiniz.</p>
<p>Ha tabii ki bu durumda da ilişki yine soğuyabilir ve bitebilir ama bu siz olanı olduğu gibi kabul ettiğiniz için değil o ilişki zaten bitmek üzere olduğundan gerçekleşecektir. Aksi durumda zorlasaydınız da sonuç aynı olacaktı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“<span style="text-decoration: underline;">Terfi etmek istiyorum, daha çok kazanmak istiyorum</span>”</p>
<p>Çok çalışıyorsunuz, fayda yaratıyorsunuz ancak bunun karşılığını alamıyorsunuz. Elinizden gelen her şeyi yapmanıza rağmen üstleriniz sizi bir türlü, sizin beklediğiniz şekilde görmüyor veya değerlendirmiyorlar.</p>
<p>Ancak siz ısrarla içerde veya dışarda alternatifler aramak yerine durumu zorluyorsunuz.</p>
<p>Korkularınız neler olabilir?</p>
<p>Bu kadar uğraştım şimdi vazgeçersem emeklerim ziyan olacak!</p>
<p>Burada başaramadıysam başka yerde de başaramam!</p>
<p>Ben kendimi anlatmayı bir türlü başaramıyorum!</p>
<p>İstifa edersem gittiğim yerde de tutunamam!</p>
<p>…</p>
<p>Bir kere korkmayın emekler ziyan olmaz. Bugün değilse yarın, burada değilse başka bir yerde elbet değer bulur. Kendinizi anlatmak konusunda da şunu söylemek isterim. Anlatmak tek taraflı bir eylem değildir. Sizin kendinizi anlatabilmeniz için karşınızda sizi dinleyen, anlamak isteyen ve bunun için çaba sarf eden biri ya da birileri olması gerekir. Eğer ki yoksa zaten nafile bir mücadeledir.</p>
<p>Ve yine olanları kabul etme içeren birkaç alternatife bakalım.</p>
<p>İstediğiniz takdiri sizin istediğiniz şekilde alamadığınız durumda, her şeye rağmen şirketinizde kalmayı seçebilirsiniz. Bunun finansal sebepleri olabilir, bağlılık duyuyor olabilirsiniz. O zaman ısrar etmek yerine burada sizin için başka ne faydalar olabilir ona odaklanın. Yaptığınız işi severek yapıyorsanız ona eğilin, iş arkadaşlarınızdan, ekipten memnunsanız networke yoğunlaşın ve eş zamanlı olarak da alternatifleri değerlendirin.</p>
<p>Ya da bunu kabul edemeyeceğiniz bir haksızlık olarak görüp ayrılmayı seçebilirsiniz. O zaman da becerilerinize, yarattığınız faydaya değer verecek kurumlara, kişilere odaklanın.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Yazının başındaki notuma geri dönecek olursam. Beklentilerimizi yaşamaya çalışmayalım derken, ısrarla, zorla, tam olarak kendi istediğimiz şekilde oldurmaya çalışmamaktan bahsediyorum. Yoksa isteklerimizden, hayallerimizden tabii ki vazgeçmeyelim, bize yapılanları her durumda tabi ki sineye çekmeyelim. Olan biteni cesaretle, yargılamadan görebilirsek yaşayabileceklerimize odaklanarak hayallerimizi bu sefer farklı bir şekilde yine gerçekleştirebiliriz.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sistem Şart</title>
		<link>https://www.edaazakli.com/sistem-sart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Öztürk Azaklı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2020 09:22:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[çaba]]></category>
		<category><![CDATA[kararlılık]]></category>
		<category><![CDATA[kısırdöngüler]]></category>
		<category><![CDATA[niyet]]></category>
		<category><![CDATA[sistematik çözümler]]></category>
		<category><![CDATA[süreklilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edaazakli.com/?p=1049</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">Sistematik sorunlar sistematik çözümler gerektirir!</span></p>
<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;"> </span></p>
<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">Sistematik sorunlar ile, kendimizi düzenli ve sürekli bir şekilde içinde bulduğumuz sarmalları, yaşadığımız kısır döngüleri kastediyorum. </span></p>

		</div>
	</div>
<div class="vc_row wpb_row vc_inner vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-3"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			
		</div>
	</div>

	<div  class="wpb_single_image wpb_content_element vc_align_left">
		
		<figure class="wpb_wrapper vc_figure">
			<div class="vc_single_image-wrapper   vc_box_border_grey"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="717" height="720" src="https://www.edaazakli.com/wp-content/uploads/2020/12/SistemSart1.jpg" class="vc_single_image-img attachment-full" alt="" title="SistemSart1" srcset="https://www.edaazakli.com/wp-content/uploads/2020/12/SistemSart1.jpg 717w, https://www.edaazakli.com/wp-content/uploads/2020/12/SistemSart1-300x300.jpg 300w, https://www.edaazakli.com/wp-content/uploads/2020/12/SistemSart1-150x151.jpg 150w, https://www.edaazakli.com/wp-content/uploads/2020/12/SistemSart1-600x603.jpg 600w" sizes="(max-width: 717px) 100vw, 717px" /></div>
		</figure>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-9"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">aynı tip sevgililer &#8211; bende mıknatıs mı var hep bunları çekiyorum</span></p>
<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">aynı davranış modelleri – bak yine …. yaptım</span></p>
<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">aynı yaşam örüntüleri – iyi kazanıyorum ama bir türlü parayı tutamıyorum</span></p>
<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">aynı yargılar – bak yine benim için….düşündüler/ bak yine …. biri</span></p>
<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">aynı yöneticiler &#8211; istifa etsem yeni gittiğim yerde de olacak</span></p>
<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">aynı beceriksiz ya da basiretsiz çalışanlar &#8211; off bu da böyle çıktı</span></p>
<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">………</span></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div></div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">Bunlar çoğu zaman hayatımızı baltalıyor, yaşam kalitemizi düşürüyor, yalnız kalmamıza sebep oluyor, başarımızı engelliyor ve bizi mutsuz ediyor. O yüzden de bunları fark ettiğimizde onlardan ACİLEN kurtulmak istiyoruz. Bazen 30- 40 yıldır yaşadığımız bu döngüleri, bu düşünce ya da davranış kalıplarını 30- 40 günde kırmak istiyoruz. </span><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">Zaten çoktan gecikmeye düşmüş bir borcun hemen ve hepsini birden kapatmaya çalışmak gibi. Ama üzgünüm, yeterli kaynağımız yoksa bu mümkün değil. </span><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">O yüzden kaynak yaratmamız gerekiyor bunun için de muhteşem üçlüye ihtiyacımız var:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">Niyet&amp;Çaba&amp;Süreklilik</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">Makus talihimize küsmek yerine tüm bunlar için bir çözüm olduğunu bilmek ve kabul etmek ile başlayabiliriz. Ve sonrasında da çaba gerekiyor. Ama bir seferlik değil, düzenli, sistemli, cesur, inatçı, vazgeçmeyen bir çaba göstermemiz gerekiyor. Ve bu çabayı sürekli göstermemiz gerekiyor, her fırsatta, her durumda.</span></p>
<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">Unutmayın uzun soluklu, kalıcı çözümler için çabalamak sorunlarımızın aciliyetini ya da önemini azımsamak değil bilakis kabul etmektir.</span></p>
<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;"> </span></p>
<p style="margin: 0in;"><span style="font-family: 'Arial',sans-serif; color: #222222;">Yani; SİSTEM ŞART!!</span></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FOMO &#8211; KIMO</title>
		<link>https://www.edaazakli.com/fomo/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Öztürk Azaklı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2020 14:25:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[fomo]]></category>
		<category><![CDATA[kimo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edaazakli.com/?p=1042</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Globalleşme ile başlayan, sonrasında internet ve ardından sosyal medya ile tavan yapan birbirimizden haberdar olma durumu bazen çok keyifli oluyor. Geçenlerde Mazhar&#8217;ın antrenmanına katılan bir arkadaşına &#8216;Aaa sen Ebru’ nun oğlu musun?&#8217; diye sorarken buldum kendimi. Ebru’ yu uzun zamandır görmüyorum ama instagram sağ olsun, oğlunu tanıyorum ve bu çok hoşuma gidiyor. Doğum günleri, yıl dönümleri, başarılar, mezuniyetler, yeni başlangıçlar… Birçok güzellikten haberdar olup kutlayabiliyorum. Ve yine hastalıklar ya da dayanışma gerektiren durumlarda bizi bir araya getirmesini seviyorum.</p>
<p>Her durumda olduğu gibi, haberdar olma hali de paketi ile birlikte geliyor tabi. Bazen de fazla bilmek, fazla görmek eksik hissetmemize sebep oluyor.</p>
<p>FOMO &#8211; fear of missing out &#8211; bir şeyleri kaçırma korkusu</p>
<p>Bir şeyler mi kaçırıyorum ?x!! korkusu, üzerinde çok çalıştığımız koçluk gündemlerinden biri. Aslında keyifle yaşanacak bir hayatı kolayca baltalayabiliyor. Herkes plajlardan son demleri ya da Ekim ile güzelleşen sonbahar manzaralarını paylaşırken ben iş güç peşinde ya da bahar sendromundaysam haberdar olmak o kadar da çekici olmuyor. Hatta bazılarımız daha da ileri giderek, aman sakın kaçırmayayım diye, kendimizi aslında çok da umursamadığımız şeyler için kalabalıkları takip ederken bulabiliyoruz.</p>
<p>Şimdi bunun bir de yenisi var.</p>
<p>KIMO – knowing I missed out &#8211; bir şeyleri kaçırdığını bilmek</p>
<p>Hayat alternatiflerle dolu ve bu harika. Alternatifler umudu yeşerttiği ve bizi zenginleştirdiği ölçüde harika! Vazgeçmememizi sağladığı, yeniden denememize yardım ettiği sürece harika. Ve her harika fırsat gibi, alternatifler de riskleri ile birlikte geliyor. Doyumsuzluğa, memnuniyetsizliğe yol açabiliyor, şükrü ihmal etmemize sebep olabiliyor.</p>
<p>O hep kalmak istediğimiz otelde yer bulamadığımızda tatile gölge düşmesi ya da az önce beğenerek satın aldığımız elbisenin daha güzelini bir sonraki vitrinde gördüğümüzdeki hayal kırıklığı gibi zararsız konulardan tutun, çocuğumuzun onun için hayalini kurduğumuz okula gidememesi gibi hayati gördüğümüz konulara kadar her alanda yaşayabiliyoruz bu tecrübeyi. Ve sahip olduklarımızdaki güzellikleri görmemizi engelliyor.</p>
<p>Hayallerimizin peşinden koşarken elimizdekilerin kıymetini bilmemiz dileği ile…</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geri Sayım</title>
		<link>https://www.edaazakli.com/geri-sayim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Öztürk Azaklı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2020 14:30:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[adaptasyon]]></category>
		<category><![CDATA[hedef]]></category>
		<category><![CDATA[hedef belirleme]]></category>
		<category><![CDATA[odaklanma]]></category>
		<category><![CDATA[planlama]]></category>
		<category><![CDATA[takip]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edaazakli.com/?p=1031</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><strong>3&#8230;2&#8230;1!!</strong></p>
<p>Zamana karşı yarışmayı pek sevmem. Dar zamanda çok puan toplamam gereken mobil oyunlar mesela. Eğleniyor muyuz geriliyor muyuz anlayamıyorum. Stresi sevmiyorum ben sanırım, adrenalinle ilişkim de karışık. Ama buna rağmen hayatım boyunca tek bir termin, tek bir teslim dahi kaçırmadım. Belki de bu tarafıma destek olsun diye iyi bir planlamacıya dönüştüm. Hani bazı duyusal engelleri olan bireylerin sağlıklı diğer duyuları daha gelişmiş olur ya benimki de o hesap.</p>

		</div>
	</div>
<div class="vc_row wpb_row vc_inner vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Geçenlerde okudum geri sayımın tarihteki ilk kullanımlarından biri imiş Thea von Harbou tarafından yazılan ve Fritz Lang tarafından yönetilen 1929 Alman bilim kurgu filmi Frau im Mond.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div  class="wpb_single_image wpb_content_element vc_align_center">
		
		<figure class="wpb_wrapper vc_figure">
			<div class="vc_single_image-wrapper   vc_box_border_grey"><img decoding="async" width="150" height="150" src="https://www.edaazakli.com/wp-content/uploads/2020/09/FrauImMond-150x150.png" class="vc_single_image-img attachment-thumbnail" alt="" title="FrauImMond" srcset="https://www.edaazakli.com/wp-content/uploads/2020/09/FrauImMond-150x150.png 150w, https://www.edaazakli.com/wp-content/uploads/2020/09/FrauImMond-300x300.png 300w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></div>
		</figure>
	</div>
</div></div></div></div></div></div></div></div><div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Geri sayım hepimizin bildiği gibi, bir olayın gerçekleşmesi planlanmadan önce kalan süreyi gösteren bir geriye doğru sayma dizisidir. Benim aklım geri sayım deyince ya NASA’ nın roket maceraları, ya aksiyon filmlerindeki saat ayarlı bombalar, ya da yeni yılın başlaması geliyor.</p>
<p>Zamanla yarışmayı sevmiyorum ama zaman kısıtı olmayan hedeflerin de çoğu zaman gerçekleşmeyeceğini biliyorum o yüzden bence geri sayımlar işe yarıyor. Bir kere rakamları yukarı doğru değil aşağı doğru sayıyoruz değil mi aksi takdirde ucu açık bir süreç olurdu ve rakamlar azalırken tansiyon artıyor ki bu da uygun dozda olursa bizi üretken yapıyor, odaklanmamızı sağlıyor.</p>
<p>Ve belki de en önemlisi bir taahhüdümüz var!</p>
<p>Geri sayım bitmeden veya en geç bittiğinde öyle ya da böyle, eksik ya da fazla, tam planlandığı gibi ya da farklı bir şekilde harekete geçmiş olacağız.</p>
<p>Zaten bütün mesele de bu değil mi!!</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gurur vs Onur</title>
		<link>https://www.edaazakli.com/gurur-vs-onur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Öztürk Azaklı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Aug 2020 09:23:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[gurur]]></category>
		<category><![CDATA[kendin olmak]]></category>
		<category><![CDATA[onur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.edaazakli.com/?p=1019</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-12"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper">
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element" >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Düşündüklerini, inandıklarını yaşayabilmek bu dünyada gerçekten var olabilmenin en önemli koşulu bence. Sadece söylemek değil bakın o daha kolay bazen, ama yaşamak! “Elalem” ne der demeden, kendin olabilmek. Doğru bildiğini savunabilmek, ayağa kalkabilmek, hayata geçirebilmek.</p>
<p>Bu çaba büyük bir mücadeleye dönüşüyor çoğu zaman. Sadece dış dünyamızda değil iç dünyamızda da savaş veriyoruz. Bu çaba sırasında şu iki kavramın ayırdına iyi varmak gerekiyor:</p>
<p>Onur vs Gurur</p>
<p>Gurur en saf hali ile üste çıkmak ve kazanmak ile ilgili gibi geliyor bana. Haksız olsan bile geri adım atmamak! Onur ise daha edepli sanki. Adil olmak, vicdanlı olmak, gerçeğin tarafında olmakla ilgili…</p>
<p>Var olmaya çalışırken içimizde verdiğimiz mücadelede aşağıdaki sorular belki bize yardım edebilir:<br />
&#8211; Haklı olmaya mı çalışıyorum yoksa hakkaniyeti mi arıyorum?<br />
&#8211; Hakkımı ararken sınırlarım nerede? Her şey mubah mı?<br />
&#8211; Kazanmayı mı dert ediyorum, yoksa gerçeği-doğruyu bulmayı mı?<br />
&#8211; Kalp yapmaya mı çalışıyorum kap kırmaya mı?</p>
<p>Sorularınıza cevap bulabildiğiniz güzel bir gün dilerim.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;İYİ ANNE&#8221; Olmak!</title>
		<link>https://www.edaazakli.com/iyi-anne-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Öztürk Azaklı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2020 06:50:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[2020annelergünü]]></category>
		<category><![CDATA[2020mothersday]]></category>
		<category><![CDATA[bağlanma]]></category>
		<category><![CDATA[iyianneolmak]]></category>
		<category><![CDATA[yeterinceiyianneolmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://edaazakli.com/?p=501</guid>

					<description><![CDATA[Dünyanın en paha biçilmez duygusu diye tanımlanır annelik. Yüzyıllardır muhtemelen milyonlarca yazı yazılmıştır üstüne. En güzel ifade edenler, kalbimize dokunanlar]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dünyanın en paha biçilmez duygusu diye tanımlanır annelik. Yüzyıllardır muhtemelen milyonlarca yazı yazılmıştır üstüne. En güzel ifade edenler, kalbimize dokunanlar dahi kelimelerin yetersiz kaldığından şikâyet ederler. İnsanoğlunun hissedebileceği en güçlü ve asla sonu gelmeyecek olan duygudur. Mutluluk geçer, kızgınlık geçer, tutku azalır, öfke söner, aşk bile biter ama “annelik” bitmez. Yaşamdaki diğer tüm deneyimlerden farklıdır. Tüm zamanını ve enerjini adamak, bir başkası için asla yapamayacağın ne varsa çocuğun için yapmaktır. Her yeni günden bir şeyler öğrenmektir. Annelik sadece çocuk yetiştirmek değil aynı zamanda insanlığın geleceğinin temellerini oluşturmaktır.</p>



<p>Bazı kadınlar için bebekleri henüz karnındayken başlar annelik. Bazıları ise doğurmadan anne olur. Kimi bebeğini kucağına aldığı o anın sihrini anlatırken, kimi ise alışmak için, bağ kurmak için biraz daha zamana ihtiyaç duyar. Ve hepsi, hem de hepsi çok sever!</p>



<p>Peki anne sevgisini bu kadar benzersiz kılan bilimsel etkenler nelerdir?</p>



<p>Anne sevgisinin oluşumu hamilelikle birlikte başlıyor. Sevgi ve bağlanma hormonu olarak bilinen oksitosin hormonunun seviyesi hamilelik süresince giderek yükseliyor. Anne adayı, bebeğiyle bağını, onunla konuşarak, karnını severek, ona ninniler, şarkılar söyleyerek, henüz ona hamileyken güçlendirmeye başlıyor.</p>



<p>Yine bağlanmada destekleyici olan bir diğer etken de doğum sırasında, sancıların artması ile salgılanan endorfin hormonudur. İnsan vücudunun doğal olarak ürettiği bir ağrı kesici olan endorfin sakinleştirici etki yaparak, doğumu kolaylaştırır ve bebek dünyaya geldiğinde yaşanan sancılar bir anda unutulur. Anne, doğumdan sonra bebeğini kucağına aldığında, ona dokunduğunda ve emzirmeye başladığında halen çok yüksek seviyelerde olan oksitosin ile güç birliği yaparak bağlanma ve sevgiyi artırır.</p>



<p>Ancak araştırmalar, tek başına hormonların anne sevgisinin oluşmasında yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Hem duygusal hem de fiziksel olarak yardıma muhtaç olan bebeğinin tüm ihtiyaçlarını karşılamak için annenin her zaman tetikte olması gerekiyor. Algıları her daim açık, keskin, dikkati ve ilgisi her zaman bebeğinde… Sonuç: onun için hep iyisini hatta en iyisini istemek!</p>



<p>Annenin kalbine sığmayan sevgisi ve çocuğu için en iyisini isteyen güdüsü onu çoğu zaman üretken, çalışkan, başarılı yaparken bazen de annelik yolculuğunun en büyük sabatörlerinden biri ile baş başa bırakıyor. “İyi anne olmak”, “çok iyi anne olmak” hatta “en iyi anne olmak” istemek.</p>



<p>Her kadın, iyi bir anne olmanın ne anlama geldiğine dair bir dizi inanç veya beklentiyle anneliğe girer. Bu inançları, içinde yaşadığımız toplumdan, kendi ebeveynlerimizle yaşadığımız deneyimlerden, arkadaşlarımızın, ailemizin ve hatta medyanın beklentilerinden geliştiririz. Bu dış etkiler üzerimizde bazen öyle büyük bir güce ve etkiye sahip olur ki, nihayetinde anne olduğumuzda, “iyi anne” olmak hakkında kendi fikirlerimizi duymak ve dinlemekte zorlanabiliriz.</p>



<p>Nasıl iyi anne olurum?  </p>



<p>İyi bir anne olduğumu nasıl anlarım?</p>



<p>Araştırmalar, anketler incelendiğinde bu soruya verilen cevaplar sıklıkla gereklilikler, zorunluluklar, “her zaman” istisnasız yapılması gerekenler veya “asla” yapılmaması gerekenler, şeklinde listeleniyor.</p>



<p>Çocuğumu çok sevmeliyim</p>



<p>İncinmesine asla izin vermemeliyim</p>



<p>Her zaman onun yanında olmalıyım</p>



<p>Çocuğumun ihtiyaçlarını her zaman kendiminkinin önüne koymalıyım</p>



<p>Ona neyin doğru, neyin yanlış olduğunu öğretmeliyim</p>



<p>….</p>



<p>Okurken bile insanın nefesi sıkışıyor! Sizce de bu beklentiler gerçeküstü değil mi? İnsanoğlu doğadaki en değişken yaratıklardan biri iken ve çevresel koşullar bu kadar belirsizken bir annenin herhangi bir şeyi “her zaman” yapabilmesini beklemek sizce de çok iddialı değil mi?</p>



<p>Kendini feda etmek anneliğin doğasında var zaten, “canından çok sevmek”, çocuğunun hayatını kendisininkinden daha çok önemsemek. O yüzden değil mi ki uçaklarda kalkış anonsunda dahi annelere önce kendilerinin yaşaması gerektiğini hatırlatıyor sistem.</p>



<p>“Oksijen maskesini önce kendinize, sonra çocuğunuza takın”</p>



<p>“Zorunluluk” bakış açısı bazen en büyük düşmanımız olabiliyor, düşüncelerimizi de davranışlarımızı da kirletebiliyor. Onun yerine hayatımızı “ihtiyaçlar” ve “istekler” üzerinden yaşamayı öğrenebilirsek, daha özgür hissedebiliriz. Bu bakış açısı ile yukarıdaki listeyi aşağıdaki gibi güncellemeye ne dersiniz?</p>



<p>Çocuğumuzu koşulsuz sevmek</p>



<p>Çocukların hata yapmasına izin vermek ve onlardan öğrenmek</p>



<p>İhtiyaçları olduğunda, çocukları için orada olmak</p>



<p>Kendine zaman ayırmak</p>



<p>Çocuklarımıza sözlerimizden çok davranışlarımızla iyi örnek olmak</p>



<p>…</p>



<p>Nasıl hissettirdi? Oldukça farklı öyle değil mi!</p>



<p>Gereklilikler yok, zorunluluklar yok, mükemmeliyetçilik yok. İsterseniz biraz zaman ayırıp siz de kendi listenizi yapabilirsiniz. Sonra bir gözden geçirin. Ne kadarı gereklilikler, zorunluluklardan oluşuyor?</p>



<p>Listenizdekiler gerçekten sizin fikirleriniz mi yoksa başkalarınınkiler mi? Hatta belki de başkalarının düşündüğünü varsaydıklarınız mı? Kendinizden beklediğiniz bu yüksek standartları başkalarından da bekliyor musunuz bir bakın. Bazen kendimize çok daha acımasız olabiliyoruz.</p>



<p>Aslında siz nasıl iyi bir anne olabileceğinizi zaten biliyorsunuz!</p>



<p>Bu işin büyük bir kısmı içgüdülerinizi takip etmekten geçiyor. Başkalarının yürüdüğü yolları dinlemek yerine kendi yolunuzu çizin. Kendinizi ve çocuğunuzu duyabilmek için gerektiğinde dışarıdaki sesleri kısın. “En iyisini” yapmak yerine “elinizden gelenin en iyisini” yapmaya odaklanın.</p>



<p>Bir gün işe yarayanlar, ertesi gün çalışmayabilir. Rutinler değişir, durumlar değişir, çocuklarımız değişir. Sadece kendinize inanın ve deneyin.</p>



<p>Gerektiğinde yardım isteyin, her şeyi tek başına yapmak zorunda değilsiniz.</p>



<p>Birlikte biraz eğlenmek için zaman ayırın, kendinize zaman ayırın.</p>



<p>Ve lütfen sakin olun; işler her zaman planlandığı gibi gitmeyebilir.</p>



<p>Küçük veya büyük sebeplerle kendinizi suçlu hissettiğiniz her gün, şunu hatırlayın: Mükemmel değilim ve bugün yapabileceğimin en iyisini yaptım!</p>



<p>Bir hata yaptığınızda – ki çok hata yapacaksınız- kendinize şunu söyleyin: Bu sefer başaramadım.</p>



<p>Kötü günleri de iyileri gibi kabul etmeye ne kadar çabuk başlarsak, o kadar çabuk daha iyi bir anne gibi hissetmeye başlarız.</p>



<p>Kadın olmak; üreten, yaratan olmak demek. Hayattan aldıklarını; geliştirip, güzelleştirip hayata geri hediye etmek demek. Çok çalışmak, çok düşünmek, çok esnemek… ve en çok da çoookkk sevmek demek! Annelere ve kendinden öte sevebilmek için anne olması gerekmeyen tüm kadınlara…</p>



<p>Anneler günümüz kutlu olsun!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzaktan Eğitim değil &#8220;Evde Eğitim&#8221;</title>
		<link>https://www.edaazakli.com/uzaktan-egitim-degil-evde-egitim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Öztürk Azaklı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2020 10:26:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[#ozguven]]></category>
		<category><![CDATA[akılyürütme]]></category>
		<category><![CDATA[disiplin]]></category>
		<category><![CDATA[evdeeğitim]]></category>
		<category><![CDATA[genclikkocu]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[pozitifbakışaçısı]]></category>
		<category><![CDATA[sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[uzaktaneğitim]]></category>
		<category><![CDATA[vazgeçmemek]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[yılmazlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://edaazakli.com/?p=495</guid>

					<description><![CDATA[Kovid19 sebebi ile #EvdeKal günlerinde hepimiz hayatlarımızda bir ilki yaşıyoruz ve bunu bütün dünya ile birlikte yaşıyoruz. Neden ile başlayan]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kovid19 sebebi ile #EvdeKal günlerinde hepimiz hayatlarımızda bir ilki yaşıyoruz ve bunu bütün dünya ile birlikte yaşıyoruz. Neden ile başlayan birçok soru, keşke ile başlayan birçok serzeniş ve sitem anlamını yitirdi. Aniden güç – güzellik – stil – para değersiz oldu. Gardıroplarda giyilmeyen kıyafetler, otoparklarda binilmeyen arabalar bekliyor. Büyükleri ve arkadaşları ziyaret etmemek sevgi gereği oldu. Daha önemli bir şey diğer her şeyin önüne geçti! Kimse ne zaman biteceğini bilmiyor<strong>,</strong> kimse bundan sonrası nasıl olacak bilmiyor<strong>.</strong></p>



<p>Ancak bu halde bildiğimiz güzel bir şey var, bu virüs çocuklara pek dokunmuyor. Şükür ki çocuklarımızın sağlığı ile ilgili büyük bir endişe taşımıyoruz ama yine de anne-babaların aklında çok önemli iki gündem var:</p>



<ol class="wp-block-list" type="1">
<li>Kovid19 hakkında onunla nasıl iletişim kurmalıyım? Onu doğru bilgilendiriyor muyum, kalıcı travmatik bir etki olacak mı?</li>
<li>Eğitim! Uzaktan eğitim ile zaten zorlandığımız anne-babalık işine bir de öğretmenlik eklendi. Öğrenebiliyor mu?  Bir şeyler mi kaçırıyor? Eksik mi kalıyor?</li>
</ol>



<p>İlk madde için, yaşına ve algısına uygun olarak, dürüst bir yaklaşımla iletişim kurmak konusunda uzmanlar zaten bilgilendirme yapıyorlar. Ben bugün eğitim konusunda bakış açımı paylaşmak istiyorum.</p>



<p>Bugünlerde birçok anne-babadan eğitim ile ilgili kaygılarını dinliyorum. Derslerin verimsizliği ile başlayan liste öğretmenlerin yetersizliği, sistemin eksiklikleri, konsantrasyon sorunları şeklinde uzayıp gidiyor. Siz eğer bu grupta değilseniz dahi canlı ders programlarını takip etmekten yorgun düşmüş olabilirsiniz.</p>



<p>Peki bu aşırı çaba niye?</p>



<p>Dürüstçe düşüncemi paylaşacağım: Yahu bu çocuk okuldayken, sınıftayken öğretmeni ne kadar dinliyordu ki zaten! Evde, ekranın başında da bu kadar dinleyecek işte. Neyden eksik kalır bilmiyorum ama kimseden eksik kalmadığını biliyorum çünkü herkes aynı durumda…</p>



<p>Mevcut eğitim sistemimiz bize yaptığımız işi değil, başarıyı sevmeyi öğretiyor. Çabamızın, emeğimizin sonucu hep çabamızdan daha çok önemseniyor. Bu da çoğu zaman ya başarısızlığı ya da doyumu, hazzı eksik kalmış başarıları getiriyor.</p>



<p>Tüm bu eski dönem alışkanlıklarını bir an için bir kenara bırakıp düşünelim; biz aslında onlar için ne istiyoruz? Lütfen biran için durun, okumayı bırakın ve kendinize sorun; ben çocuğum için ne istiyorum?</p>



<p>Çocuğunuz için ne istiyorsunuz?</p>



<p>Onun neler öğrenmesini istiyorsunuz?</p>



<p>Hangi kazanımları edinmesini istiyorsunuz?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Özgüven; yetişkinler olsak da evde onlara destek olmaya çalışsak da lütfen unutmayın bizler öğretmen değiliz. Zaten bu dönemde asıl önemli olan da iyi ilişkiler, güven duygusu ve birlikte geçirilecek keyifli anlar!</li>
<li>İç Motivasyon; hayatları boyunca ödül-ceza sistemi ile terbiye edilmiş insanlardan iç motivasyon göstermelerini bekleyemezsiniz. İşte biz de tam da böyle bir toplumda yaşıyoruz. Bu sebeple motivasyon yaratmak, motivasyonu tetiklemek ve canlı tutmak okulların da, sonrasında şirketlerinde en büyük gündemi oluyor. Belki de şu an farklı bir sistem denemek için iyi bir zamandır ne dersiniz?</li>
<li>Dünya ile baş edecek yetenekleri geliştirsin istiyoruz ama çocuklarımız henüz yataklarını odalarını dahi toplamıyorlar. Başlamak için iyi bir zaman olabilir!</li>
<li>Karşılaştırmalı- alternatifli düşünebilsin, problem çözme kabiliyetini geliştirsin, yani işin Türkçesi- akıl yürütebilsin &amp; mantıklı düşünsün istiyoruz. Yaşına uygun bazı takip ve sorumlulukları onlara bırakmaya ne dersiniz? Hem kendi hayatı için hem de evdeki hayata destek olmak için sorumlulukları olmalı. Güvenin biraz, şans verin…</li>
<li>Yılmasın, vazgeçmesin</li>
<li>Disiplinli düzenli olsun</li>
<li>Yaratıcı, yenilikçi olsun</li>
<li>Pozitif bakış açısında olsun, umut var olsun</li>
<li>……</li>
</ul>



<p>Sizce şu an evde, öğrenebilecekleri ve kazanım elde edebilecekleri bir ortam hiç mi yok?Hadi biraz düşünelim mi? Çocuklarınız bu yeni düzende, evde neler öğreniyor? Siz aile olarak neleri tecrübe etme şansını yakaladınız? Her şey bizimle başlıyordu ya hani, anne baba olarak sizler bugün onlara nasıl örnek oluyorsunuz?</p>



<p>EvdeKal günlerinde yeni bir düzene geçerken adaptasyon becerisine örnek olabilirsiniz mesela.</p>



<p>Eğer ki evden çalışıyorsanız belli ritüeller yaratarak disiplin ve düzen için örnek olabilirsiniz.</p>



<p>Sağlık sorunları ile veya finansal sıkıntılar ile mücadele ediyorsanız, yaşına uygun bir şekilde onunla paylaşabilirsiniz. Hayatta zorlukların da olacağını ve bunlarla mücadele etmesi gerektiğini öğrenecektir.</p>



<p>Wifi patladığında oyuna giremediği için dünyanın sonunun geldiğini sanan çocuğunuzu keyif alabileceği başka bir şeyler bulması için teşvik edebilirsiniz, alternatifli düşünmeyi öğrenecektir.</p>



<p>Günün ortasında evde mod düşmüşken 10 dakika da olsa müzik molası verebilirsiniz, biraz dans etmek her zaman iyi gelir.</p>



<p>Halihazırdaki imkanlarınız ile zaman veya kaynak ayırarak dışarıda birilerine yardım edebilirsiniz. Büyüklerle yapılacak yarım saatlik bir görüntülü sohbet, yaş almış komşumuzun çöpünü dökmek, ekmeğini almak kadar kolay işler en az ilgi gösterdiklerimiz kadar bize ve çocuğumuza da iyi gelecektir.</p>



<p>Araştırmalara göre hayatımızın 95% i negatiften dönüyormuş, izlediğimiz haberler, düşüncelerimiz, okuduklarımız…Günlük sohbetlerde dahi bu böyle. Gelin bugün biz eğitim konusunda 5% de kalalım. Uzaktan eğitim yerine “Evde Eğitim” diyelim ve elimizden gelenin en iyisini yapalım.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Özgüven&#8221;</title>
		<link>https://www.edaazakli.com/ozguven/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Öztürk Azaklı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Oct 2019 07:58:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[#ozguven]]></category>
		<category><![CDATA[edatag]]></category>
		<category><![CDATA[genclikkocu]]></category>
		<category><![CDATA[güçleriniparlar]]></category>
		<category><![CDATA[güçleriniparlat]]></category>
		<category><![CDATA[ogrencikocu]]></category>
		<category><![CDATA[teşviketmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://edaazakli.com/?p=482</guid>

					<description><![CDATA[“Özgüven” uzun zamandır hemen her uzmanlıktan otorite tarafından altı çizilen bir kavram. Şükür ki kıymeti anlaşıldı, hatta onun da ötesinde;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“Özgüven” uzun zamandır hemen her uzmanlıktan otorite tarafından altı çizilen bir kavram. Şükür ki kıymeti anlaşıldı, hatta onun da ötesinde; Öz-değer Öz-saygı, Öz-yeterlilik gibi çok değerli başlıklar da insanla ilgilenen herkesin gündemine girdi.</p>



<p>Birçok anne-baba, bu bilinç ile birlikte, çocuklarının özgüvenini geliştirmek istiyor. (Müsaadenizle, kendi özgüveni tam olarak gelişmemiş bir yetişkinin, özgüvenli çocuk yetiştirmesi mümkün mü sorusunu bugünkü yazının dışında bırakıyorum)</p>



<p>“Özgüven” nedir?</p>



<p>Özgüven kişinin kendini tanıması ve sonrasında da tanıdığı bu kişiyi sevmesidir. Ardından sevdiğin bu kişiye güvenmeye başlarsın. Kendinden razı olma hali yani. Kendini tanımak öncelikle kendi analizini yapabilmekten geçiyor sanırım. E bu da cesaret ister tabii. Kolay mı kendine dönmek, duygularına kulak vermek. Tevazuu bırakıp ben &#8230;bunları… çok iyi yapıyorum ve utanmayı bırakıp &#8230;bunları… da pek yapamıyorum demek yürek ister. Çok da kıymetlidir ama. Çünkü o noktada başkalarınınkilerden ziyade, kendi güçlerine ve kaynaklarına güvenmeye başlarsın, bu da seni yılmaz yapar.</p>



<p>Doğumdan itibaren çocuğun gelişim döneminde, ona verilen sevginin ve ilginin koşulsuz, tutarlı, yeterli ve devamlı olması, özgüvenin oluşmasında önemli rol oynar. Bence bu tanım çok ama çok kıymetli. O yüzden ufak bir parantez açayım:</p>



<p><span style="text-decoration: underline;">Koşulsuz sevgi;</span> tabii ki tüm anne-babalar çocuklarını çok seviyor ancak dilimizde de olsa koşullara bağlanmış sevgiden kaçınmak gerekiyor. Uslu durursan…. Akıllı olursan….Yemeğini yersen…. </p>



<p><span style="text-decoration: underline;">Tutarlı ve devamlı sevgi;</span> sizin o gün işte yaşadığınız stresten, hayatla herhangi bir mücadelenizden bağımsız bir tutarlılıktan ve devamlılıktan bahsediyorum. Bir gün 7 saatimizi değil, 7 gün 1 er saatimizi onlara ayırmak gibi mesela.  </p>



<p><span style="text-decoration: underline;">Yeterli sevgi;</span> her şeyin fazlasında olduğu gibi sevginin ve ilginin fazlasında da yarar olmayabilir. Aşırı korumacı ve kontrol eden olmaktan kaçınmak gerekir.</p>



<p>Devam edecek olursam, çocuğun kendisi ile ilgili farkındalığının henüz gelişmemiş olduğu erken dönemlerde, ihtiyaçlarının uygun şekilde karşılanması kendisi ile ilgili değer algısını destekler.</p>



<p>Ben değerliyim!!   Bana değer veren kişilerden oluşan güvenli bir çevredeyim!!</p>



<p>Yine en meraklı ve öğrenmeye meyilli dönemlerinde sorularına, sorgulamalarına alacağı tepkiler de özgüven gelişimi için çok önemlidir.</p>



<p>Anne-babalar, öğretmenler, koçlar ve çocukların hayatındaki benzer sorumluluklardaki bilinçli yetişkinler, özgüven geliştirmek için yaygın olarak övgü, takdir ve teşvik kullanırlar. Doğru yaptıkları işlerin altını çizeriz, başarılarını kutlarız, onlara inandığımızı ve güvendiğimizi hissettirmeye çalışırız. Hissetsinler ki onlar da kendilerine inansınlar. Böylece devam eden, vazgeçmeyen olmalarını sağlamaya çalışırız. Kendilerine olan sevgi ve inançları geliştikçe hayata karşı dayanıklılıkları da artacaktır.</p>



<p>Bunların hepsi doğru bir dille, doğru zaman ve doğru miktarda uygulandığında paha biçilmez değerdedir. <strong>Peki teşvik etmeye çalıştığımız çocuklarımıza aynı zamanda teşvik eden olmayı da öğretirsek?</strong></p>



<p>Çocuk hayatı öğrenmeye oyunla başlar. En büyük meşgalesidir oyun, en özgür alanı. Yaratıcılığını ve aynı zamanda da arkadaş ilişkilerini geliştirdiği yerdir. Kendi kendini denetleme ve yönetme becerisi geliştirmesi için büyük bir fırsattır. Güven duygusu gelişirken, engelleri aşmayı öğrenir ve eşzamanlı olarak büyük kazanımlar gelir:</p>



<p><span style="text-decoration: underline;">Sırasını beklemeyi öğrenir;</span> adalet!! oynamak diğerlerinin de hakkıdır.</p>



<p><span style="text-decoration: underline;">İsteklerini ertelemeyi öğrenir;</span> sabır!! Hayatta her şeyi, istediğimiz anda elde edemeyiz.</p>



<p><span style="text-decoration: underline;">Tepkilerini dizginlemeyi öğrenir;</span> saygı, empati!! özellikle öfke, nefret gibi duyguların içgüdüsel dışa vurumlarını yönetme becerisine tüm hayatı boyunca ihtiyaç duyacaktır. Karşıdakini dinlemek ve anlamak için önce tepkilerimizi kontrol edip duyabilir hale gelmemiz gerekir.</p>



<p>Sanıyorum hepsi “iletişim” başlığı altında toplanabilir. Önce kendinle, sonra çevrenle ve çevrendekilerle iletişimde olmak. İletişim kurmak demek, hem kendini anlatabilmek hem de karşıdakini anlayabilmek demektir ki sanırım açmayacağı kapı yoktur.</p>



<p>Çocuklarımız konuşarak, yazarak, bazen resmederek, bazen sahada ya da sahnede iletişimin herhangi bir kanalı ile başkalarının kalbine ulaşabilir ve hatta başkalarını kendilerine inanmaya teşvik edebilirler. Kendine inanan, kendine güvenen bireyin bir de ona inananlarla çevrelendiğinde neler başarabileceğini bir düşünün!! İşte o zaman hedefler koymak ve o hedeflerde kendisini de çevresini de harekete geçirmek yani diğerlerini teşvik etmek mümkün olacaktır.</p>



<p>Çocuklar başkalarını nasıl teşvik edebileceklerini öğrendiklerinde, destekleyici arkadaşlar, empatik yetişkinler ve pozitif liderler haline gelirler.</p>



<p>Ve özgüvenleri daha da büyür!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
