Blog

“tercih”inizi kendinizden yana kullanın

Üniversite tercihlerinde son güne az kaldı. yks2019 macerası sona eriyor.

Üniversite sınavı, sadece sınava giren gençleri ve çekirdek ailelerini değil, yakın akrabalar, eş-dost-arkadaş derken, ülkenin büyük bir bölümünü etkileyen bir konu. Ve ne yazık ki sınava girenlerin neredeyse yarısı hüsrana uğruyor.

2018’ de, yaklaşık 500.000 öğrenci, daha önce herhangi bir üniversiteye yerleşmiş olmasına rağmen tekrar sınava girmiş. Yani en basit deyişle, her 5 öğrenciden 1’i yaptığı tercihten memnun olmamış.

Daha dramatik olan ise, bu 500.000 kişiyi belki de sadece bu cesareti gösterebilenler oluşturuyor. Hemen ilk yıldan o bölüme ait olmadığını anlamasına rağmen -benim gibi ☹- devam edip mezun olan, kalabalık bir kitle de var aslında. Ki bir de sonrasında o alanda devam edenler var ki, onların durumu daha vahim. Yaptığı işi sevmeyen öyle çok insan tanıdım ki! Uzun yıllar yetişkinlerle çalışmalarımda, kariyer temalı gündemimiz hemen her zaman bu oldu.

Anlayacağınız “tercih” önemli.

Hafta sonu İstanbul Kongre Merkezinde “üniversite tercih fuarı” vardı. Bence iyi hazırlanmış bir ortamdı. Birçok üniversite kendisini anlatabilmek için öğrencileri ve öğretim üyeleri ile oradaydı.

Çeşitli profillerde öğrencilerle karşılaştım. Stantlardan birinde bilgi alırken, bir genç yaklaştı, görevli öğrenci hemen onu davet etti, hangi bölümle ilgilendiğini sordu. Ağızdan zar zor çıkan Mimarlık lafını duyunca; aa çok şanslısın! Bugün bölüm hocalarımız burada, hemen seni görüştürebilirim dedi. Puanını sorduğunda ise maalesef bir cevap alamadı, çünkü tercih yapabilmek için dolaşan bu gencimiz sınav puanını hatırlamıyordu! Diğer yanda, yine bilgi aldığım bir 3. Sınıf hukuk öğrencisi, hukuk okumayı o kadar çok istemiş ki 3 kez sınava girmiş ve sonunda başarmış, halinden de çok mutluydu.

“Tercih”, ilgili-ilgisiz, farkında-bihaber binlerce gencin gündemi. Peki neyi tercih ediyoruz?

Meslek tercihi – Alan tercihi – Bölüm tercihi – Üniversite tercihi… Çeşitli görüş ve bakış açıları ile liste uzayıp gidiyor.

Bir grup, neleri istemediğini çok iyi bildiğini düşünerek elemeye başlıyor. Acaba eleme kriterleri ne kadar sağlıklı.

Doktor? Ohoo 8-10 yıl okuyamam.

Okursun yahu neden okumayasın, 8-10 yıl insan ömründe hem çok uzun hem çok kısa olabilir. Eğer sen iyileştirmek isteyen biri isen, eğer çaban insanlara ikinci bir şans, konforlu bir hayat vermekse alasını okursun.

Hukuk? Bu ülkede hukukçu mu olunur!

Herkes böyle düşünürse o beğenmediğimiz hukuk sistemi nasıl düzelecek! Eğer senin için adalet vazgeçilmez ise olunur. Hak yemeyen, hak yedirmeyen, hak yiyene katlanamayan biri isen hele, kesin hukukçu ol!!

Mimarlık? Benim el becerilerim fena, o maketleri kesin yapamam.

Eğer yaşam alanları ilgini çekiyorsa, bir mekâna girdiğinde her şey daha başka nasıl olabilirdi diye bakıyorsan etrafa, yeniden düşün derim. Sende hem analitik bir beyin hem de biraz yaratıcılık varsa o maketleri bir şekilde halledersin dert etme.

Bir grup, çoğu zaman mecburen anne-babasının doğru bildiklerinin peşinden gidiyor. Orada altın bilezikler, garantici yaklaşımlar devreye giriyor. Sanki bu yaşamda herhangi bir şeyin garantisi olabilirmiş gibi. Aman elinde bir mesleğin olsun, şöyle tabelaya yazılabilecek bir meslek. Aman devlete gir, artık memur-öğretmen ne olursa. Aman, aman…

Bir grup, bölümü beğenmese de en kötü yatay geçiş imkânı olabilir diyerek ekol üniversitelere kapağı atmaya bakıyor. Ya da kendini tamamen rehberlik servislerine emanet ediyor.

Tercih yapabilmek için öğrencinin karakteri, koşulları, imkanları doğrultusunda bunların hepsi uygulanabilir. Ancak dikkat edilmesi gereken, asıl olanı yani “kendimiz” olmayı dışarıda bırakmadan seçim yapabilmek.

Önce lgs2019 tercih haftasında sonra da bu hafta beni arayan birçok veli oldu. Tercihler için destek istediler. Lütfen bu kararı son haftaya bırakmayın. Kendini tanımak, hayallerini, tutkularını keşfetmekle başlıyor her şey ve bu zaman alan bir iştir, emek ister, sabır ister. Sonrasında yapılacak meslek, çalışılacak alan sadece hayallerimizi gerçekleştirmek için araçtır.

Biliyorum hiç kolay değil ama şu soruların cevabını arayabilirseniz belki yardımı olabilir:

İzlediğin, okuduğun, duyduğun, “işte bu!!!!” dediğin neler, kimler var? (Vizyon) Yaparken zamanı unuttuğun neler var? (Mutluluk kaynağı, tatmin noktaları) Enerjinin tavan yaptığı anlar, durumlar neler? (Motivasyon kaynağı) Büyük-küçük başarılarını nasıl elde ettin? (Öğrenme alışkanlıkları) Ailene, arkadaşlarına sorsak seni tanımladıkları 3 kelime ne olurdu? (Güçlü, gelişime açık yönler)

Genç arkadaşlarıma son sözüm:

Lütfen “tercihinizi” her şeye rağmen kendinizden yana kullanmaya çalışın!!

Diğer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir