Blog

Yapmak mı Olmak mı?

Geçen gün bir kargo ofisinde işlem yaparken, bir beyefendi bana servis veren görevliye soru sordu. Görevli, şu an işlem yapıyorum, vaktiniz varsa bu işlemden sonra sizinle ilgilenebilirim dedi. Soru soran adamın “-tabii beklerim, vaktim var” cevabı üzerine dayanamadım, kendisini tebrik ettim. Çünkü İstanbul’ da bu cümleyi en son ne zaman duyduğumu hatırlamıyorum bile 😊

Hepimizin her günü çok yoğun geçiyor. Zaman asla yetmiyor ve hep acelemiz var. Yapmak zorunda olduğumuz onlarca şeye öylesine kapılıyoruz ki bazen kendimiz olmayı unutabiliyoruz. Bir yandan da bitmeyen öğrenme ve gelişme çabası var. Sürekli bir şeyleri yapmanın yeni yollarını, bizi başarıya götürecek yeni stratejileri okuyup öğreniyoruz.  Başarmak yani “yapmak” ile ilgili tüm bu kazanımlar önemli tabii ama peki ya “olmak”. Bir de kim olduğumuz konusu var.  Yaşamla, sevgiyle bağımız ne durumda, bu gezegendeki rolümüz, bırakmak istediğimiz etki ne?

Ben enerji ya da eylem olarak baktığımda bu iki kavramı aşağıdaki gibi tanımlıyorum:

“Yapmak” – yaratan

“Olmak” – yaratılan

Özellikle başarı odaklı, sorumluluk sahibi olanlarımız için yapmak çok daha kolay olabiliyor. Bir kere “yapmak” ölçülebilir bir şey, alıştığımız konfor alanı. Yaptığımızda, sonuçları gözlemleyebiliyoruz.

Bugün kaç soru çözdün? Sınavda kaçıncı oldun? Proje iş planında neredesin? Ne kadar ciro yaptın? Gerçi bir de bunları yapamama durumu var tabii ki, o daha fena😊 Yapılacak listemizde yer alan tüm bu işleri yaparken kendimiz “olmak” için de zaman ayırmak gerekiyor.

“Olmak” ekran karşısında oturmak gibi pasif bir eylem değildir. Gerçi yorgun geçen bir günün akşamında biraz zap yapmak herkese iyi gelir ya 😊 o ayrı!!

“Olmak” başkalarının yaptıklarını içselleştirmek de değildir.

“Olmak” içimizde, derinlerdeki kendimize dokunmaktır. Bunu ister inançla-tanrıyla, ister başka ruhani öğretilerle açıklayın. İçimizdeki bu parça bu dünyada ne yaptığımızı değil, bu dünyada kim olduğumuzu tanımlamamıza yardım eder. Hayatımız boyunca yapmaya, başarmaya odaklandığımız için; içimizdeki bu parçayı beslemek hatta beslemeyi bırakın bazen bulmak dahi hiç kolay değildir. Oysa ki huzurlu olmanın yolu, bu parçamıza dokunmak, onunla bağlantıda kalmak ve yaptıklarımızı onunla ilişkilendirmekten geçer.

 

Hayat bir terazi ise eğer, sizin dengeniz ne durumda?

Hayatımızda «yapmak» çok ağır bastığında kim olduğumuzu unutabiliriz ve bizi doyuma ve iç barışımıza ulaştıracak, içimizdeki o parçaya ulaşma ihtimalimizi riske atarız. Her ikisi de çok önemli ve gerekli, hayatımızın farklı evrelerinde farklı dengelere ihtiyaç duyuyor olmamız da mümkün. Önemli olan o anda ihtiyaç duyduğumuz dengeyi bulmak.

Bu hafta sonu kimimiz tatilin keyfini çıkarırken, kimimiz yine işlerin ve yapılacakların peşinde koşturacak. Hangi grupta olursanız olun, kim olduğunuz ile bağ kurmaya çalışın.

İyi haftasonları…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir